“Afyon” adı nereden geliyor?

Pek çok kez muhatap olmuşuzdur, Afyon adı nereden geliyor? Neden şehrimize isim olarak verilme ihtiyacı duyuldu gibi sorulara. Özellikle yurtdışında yaşayan bir kaç hemşehrimizden bu konuda sıkıntı çektiklerini işitmiştim. Nerelisin sorusuna verebilecekleri cevap ”Afyon, Opium” olunca karşıdaki kişi de eroin imal edilen bir şehir olduğu izlenimi oluştuğundan bahsetmişlerdi.


Biz de bu yazımızda adı ilimizle özdeşleşen Haşhaş bitkisinden bahsedelim istedik. Ne zaman ekilir, nasıl toplanır, eskiden nasıl çizilirdi ?


Afyon, tıpta ilaç yapımında kullanılan haşhaş bitkisinin öz suyuna verilen addır. Latince’de “Opium” denilen haşhaş bitkisinin M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren bu topraklarda ekildiğini, üzerinde haşhaş kabartması bulunan Synnada (Şuhut) kentine ait sikkeden anlamaktayız. Latince öz su anlamına gelen opium zamanla yazılış ve söylenişte değişikliğe uğrayarak ofium, afiom, afion ve sonunda afyon olmuştur.


Osmanlı döneminde Karahisar olarak bilinen ilimize ”Afyon ” kelimesinin eklendiği ilk tarih Hicri 1061,miladi 1650 yılında Gazlıgöl yakınlarında Kunduzlu olarak bilinen köyümüzden bir kişinin mahkemede görülen davasında geçtiği incelenen Şeriye sicillerinde tespit edilmiştir.( 1)


Bilindiği gibi Afyon haşhaş bitkisinden elde edilir. Haşhaşın ekimi genellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında ekilmektedir. Sonbaharda ekilenler kışlık olarak adlandırılır ve kış aylarında sofralarımızda yeşillik olarak tüketmek için ekilir. Bugünlerde Pazar yerlerinde çevre köylerden getirilen yeşil haşhaşla sıkça karşılaşırız. Bahar aylarında ekilenler ise tane haşhaş elde etmeye yönelik yapılan ekimlerdir.


Her iki mevsimde ekilen haşhaşlar özellikle ilkbahar aylarındaki yağmurlarla çok çabuk bir şekilde gelişip büyümeye başlar. 2 defa çapası yapılır, otları ayıklanır ve dipleri doldurulur. Mayıs ayı sonuna doğru hava sıcaklığına bağlı olarak 60-70 cm boya ulaşan haşhaş bitkisi çiçek açar. Çiçeklerinin açtığı zamanlarda rengarenk tarlalar görülmeye değer. Özellikle çiçek açıncaya kadar geçen zamanda bitkinin suya ihtiyacı vardır. Sakızının toplandığı yıllarda çiçek açtıktan sonra yağan yağmurların sakız çıkmasına mani olduğundan zararlı olduğu söylenir. Çiçekler döküldükten sonra ortada kalan kapsül önceleri koyu yeşilken daha sonra açık yeşile dönüşür.


Haşhaşın çizilmesi aşaması işte bu aşamada yapılır. Kapsülün sapıyla birleştiği kısımda hafif beyaz bir sıvı oluşmaya başlayınca özellikle sabah saatlerinde bu iş için yapılmış DİLGİ denilen bıçaklarla baş kısmı çizilir, çizilen kapsülden gün içinde süt denilen sıvı çıkar ve katılaşıp sararmaya başlar. Bu maddeye Afyon sakızı denir.


Çizilen kapsüllerden çıkan sakızlar ertesi gün ALGI denilen aletle toplanır ve bir kap içinde yoğrularak yeşil haşhaş yapraklarına sarılır. Kurumaya bırakılır. Toplanan sakızlar daha sonra şehirde bulunan veya köyleri dolaşan tüccara devredilir. Oda sandıklar içerisinde biriktirerek büyük şehirlerde bulunan alıcılara satar. Bazen toplanan sakızın hepsi satılmaz, lazım oldukça bir kısmı satılır. Osmanlının son zamanlarında özellikle sakız toplama işini Ermeni tüccarlar yapar. Cumhuriyet döneminde ise bu işi şehrin önde gelen tüccarları yapmaktadır.


Afyon sakızı alınan haşhaş bitkisi 1-1,5 ay daha tarlada bırakılarak kuruması beklenir daha sonra kelleler kırılarak içindeki haşhaş tanecikleri alınır. 1970’lerde ki Haşhaş yasağına gelinceye kadar bu şekilde yapılan ekim ve toplama daha sonra değişir. Haşhaşın çizilerek sakızının alınması kesinlikle yasaklanır. Bunun yerine Kapsül kısmı biriktirilerek TMO’ne teslim edilir. Toprak Mahsülleri Ofisi’de Bolvadin İlçemizde bulunan Alkoloid Fabrikasında bunları işleyerek tıpta kullanılacak hale getirir. Günümüzde Haşhaşın tüm ekim aşaması devlet kontrolü altında yapılmaktadır.


Aslına bakılırsa 1946 yılında Afyon Alkaloidleri Sanayi kurulması gündeme gelir fakat her nedense bu fabrikanın kurulması için 30 sene beklenmesi gerekir.( 2 )
1970’li yıllara gelinceye kadar ilimizde Haşhaş ekimi çok geniş alanlarda yapılmakta ve il genelinde 4000 ton haşhaş, 50 ton kadar da afyon sakızı elde edilmektedir. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük iharacat kalemlerinden birisi de Afyon Sakızıdır. Çok geniş alanlarda ekilmesinin sebebi ise üründen iki kez gelir elde etmesinden dolayıdır. Hem Afyon sakızı satılır, hem de haşhaş tanesi. Günümüzde kullandığımız Ayçiçeği yağının yerine bir zamanlar Haşhaş yağı kullanılır. Tarlalarda bırakılan haşhaş sapları daha sonra toplanarak kışın yakacak olarak kullanılır.( 3)


Afyonkarahisar’da yoğun olarak ekilen haşhaş bitkisi yabancıların da dikkatini çeker. 1921-1922’de 13 ay boyunca Afyonkarahisar’ı işgal altında tutan ve bir çok mezalime imza atan Yunanlılar da bunlardan biridir. Büyük Taarruz sırasında Yunan Orduları Başkomutanı olan Nikolas Trikopis yıllar sonra yayınladığı anılarında haşhaşla ilgili şunları yazar:


”Mart ayında çoktan beri et yememiş olduğumuz için o zamanki kurmayım olan Albay Gonatas ile beraber et yeme ihtiyacını duyduk ve Gonatas bunları temin etme görevini üzerine aldı. Ertesi gün yemekte kaynamış otumuz vardı ve biz bunların yabani hindiba olduğunu sanıyorduk. Yemekten sonra yazıhanemde kaldım ve her zamanki gibi 10 dakikalık uykumu almak istedim. Fakat bu defa 1 saat uyumuşum ve güçlükle uyanabildim. Kurmayım Albay Gonatas odama geldiği zaman bu hadiseyi anlattım ve o da bana gerek kendisinin gerekse diğer subayların başından da aynı olayın geçtiğini anlattı. Başlangıçta bu hadiseyi nasıl izah edeceğimizi bilmiyorduk fakat sonra sebebini anladık.


Bizim Hindiba sandığımız ot Afyonkarahisar’a ismini veren bu bölgede çok miktarda ekilen ve fidanı gerek görünüş gerekse lezzet bakımından hindibaya benzeyen Afyon imiş. Bu nebatın meyvesi nara benzer ve üzeri çizilince çizilen yerlerden afyonu ihtiva eden bir sıvı akar. Bu meyvanın içinde yağı çıkartılan çekirdeklerde vardır. Bizde başka yağın yokluğundan dolayı bunu kullanıyorduk.( haşhaş yağı) (4)


Bir gün Afyon’un Türk Belediye Başkanı beni ziyaret etti. Kendisine başımıza gelenleri anlattım. O da bana bu otu yiyenin iyi uyuduğunu söylediği.”


Trikopis’in anılarında yer eden Haşhaş böyle, o yıllarda haşhaş yağından başka yağ bulamazken günümüzde Haşhaş yağı bulmakta zorluk çekiyoruz, bulsak da alım gücümüzün kat kat üstünde olan fiyatıyla cep yakıyor.
Halk arasındaki adıyla eskiden Haşgeş sürtmekte kullanılan ağır taşlar bugün pek fazla kullanılmıyor. Evlerimizde sürttüğümüz haşgeşler ise yerini marketten aldığımız paket içindeki hazır sürtülmüş Haşgeşlere bıraktı. Her ne kadar aynı tadı vermese de pratikliği bakımından kullanılmakta.


Dilgi, Algı, Haşkeş taşı gibi geçmişte kullanılan aletleri AYTAM’da görebilirsiniz.


DİPNOTLAR
1- Edip Ali BAKI- Afyonkarahisar’da XVII, XVIII inci asırlarda meçhul halk tarihi’nden-1951
2-Afyon Alkaloidleri Sanayii’nin kurulması-04/06/1946-Devlet Arşivleri Genel Müd.Dosya:E9
3-Ömer Fevzi ATABEK-Afyon Vilayeti Tarihçesi-AKÜ Yayını-1997
4- General Trikopis-Hatıralarım-Akşam Yay.1967-syf:81

Kaynak: HASAN ÖZPUNAR – KOCATEPE GAZETESİ

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir