AfyonNews

Şuhut Synnada Antik Kenti

Köylünün, bu tarlaları ekip biçerken rastladığı birkaç tarihi sütunun ve lahit mezarların bulunması üzerine yapılan kazı çalışmaları sonucunda gün yüzüne çıkarılmış birçok tarihi eser, şehir merkezinde bulunan Hisar adlı tepenin eteğine sıralanmış. Hatta günümüzde yapılan inşaat çalışmaları sırasında bile, halen daha bu tarihi kalıntılar bulunuyormuş…
Hakan ÖZCAN’ın yazısı…

Şuhut Synnada Antik Kenti

Hakan ÖZCAN

UzaklaraYolculuk

Şuhut | Synnada Antik Kenti

Not: Alıntı gezi yazısı aynen muhafaza edilmiş ve üzerinde değişiklik yapılmamıştır. Şuhut İlçesi ibaresi yerine Şuhut Kasabası ifadesi, alıntının orijinalindendir.

Bunaltıcı bir yaz sıcağında, şu sıralar ender yapabildiğim yaz tatilini Afyon’uun Şuhut Kasabasında geçiriyorum. Anadolu’nun göbeğinde, bozkırın ortasında tatil mi olur dediğinizi duyar gibiyim. Evet, yaz tatili için çokta elverişli bir yer değil Afyon, fakat, biraz da yaz tatili anlayışınızın ne olduğuna bağlı bu durum. Alışılagelmiş tatil anlayışımızın içerisinde; deniz, kum, güneş üçlemesinin yanı sıra; tarih, doğa ve kültür üçlemesini de sokmanın zamanı geldi ve geçiyor hatta. İzmir’de yaşayan biri olarak, birçok insanın hasret kaldığı klasik yaz tatiline yeterince doyduğumu söyleyebilirim.


Evet, Şuhut Kasabasının herhangi bir yazlık cazibesi olmasa da; tarihi ahşap evleri, seyirlik Hisar Tepesi, lezzetli patatesi ve bir zamanlar Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasında almış olduğu kararları planladığı konağı bulunuyor. Ayrıca, bereketli topraklarında, eski dönemlerde daha çok eroin ve morfin imal etmek için yetiştirilen, günümüzde ilaç sektöründe kullanılan haşhaş bitkisi de üretilmektedir. Bu sebeple, hayvancılığın yanı sıra; haşhaş ve patates Şuhut için vazgeçilmez bir ekonomi kaynağıdır diyebiliriz. Yöre halkı, geçmişten günümüze kadar hep bu iki besin maddesi üzerinden geçimlerini sağladıklarından dolayı, her yerde patates ve haşhaş tarlalarını görebilirsiniz.


Köylünün, bu tarlaları ekip biçerken rastladığı birkaç tarihi sütunun ve lahit mezarların bulunması üzerine yapılan kazı çalışmaları sonucunda gün yüzüne çıkarılmış birçok tarihi eser, şehir merkezinde bulunan Hisar adlı tepenin eteğine sıralanmış. Hatta günümüzde yapılan inşaat çalışmaları sırasında bile, halen daha bu tarihi kalıntılar bulunuyormuş.



Tarihte burada var olan Synnada Antik Kentine ait olduğu tespit edilen bu kalıntıların içerisinde bronz sikkeler bulunmuş ve bu sikkelerin üzerinde haşhaş resimlerinin işlendiği görülmüş. Gün yüzüne çıkarılan bu sikkeler, bu topraklarda haşhaş üretiminin ne kadar eski dönemlere dayandığını bizlere bizzat göstermektedir. Dedim ya, bu topraklar için vazgeçilmez olan haşhaş ve patates Şuhut’un varoluş sebeplerinden birisidir.


Synnada Antik kenti, tarihi kaynaklarda da bahsedildiği üzere, Hitit döneminde Afyon ve Kütahya illerinde hüküm süren bir prenslik olan Kuvala’nın başkentliğini yapmış ve Roma döneminde de medeniyet merkezi olduğu arkeologlar tarafından kabul görmüş. Bugünkü Şuhut ise Truva Şavaşları sonunda bölgeye gelen Akamos tarafından Synnada adıyla İÖ. 1180 yılında kurulmuş. Roma döneminde güçlü bir yapıya sahip olarak özerklik almış ve kendi adına sikkeler bastırmış. Görüldüğü üzere haşhaş damgalı sikkelerin gün yüzüne çıkarılması bunun en önemli kanıtıdır diyebiliriz.


Gelelim Hisar Tepesinin eteğine sıralanmış kalıntılara. Kalıntıların bazıları tahrip olsa da, birçoğu halen daha sağlam durumda. Mimari alanda kullanıldığı aşikar olan sütunlar, insan tasvirinin yapıldığı heykeller, çiçek motifli bezemelerin ve geometrik şekillerin harmanlandığı köşe taşları, Hristiyanlık inancının yansıtıldığı haç sembollü mezar taşları yer almakta. Her bir parçaya ayrı ayrı numara verilmiş ve bazıları Hisara çıkan yol kenarına dizilmiş, bazıları ise gelişigüzel etrafa dağıtılmış. Korumak için sadece tel örgüyle çevrili alan içerisine yerleştirilmesi yeterli görülmüş, herhangi bir başka koruma önlemi alınmamış. En azından rüzgardan, yağmurdan, soğuktan korumak için bir tente yapılabilir veya etrafı kapalı bir alan içerisine konabilirdi. Tabi, bunlar benim düşüncem, yoksa diğer antik kentlere ait olan tarihi parçaların hepsi açık havada ziyaretçilere sergilenmekte. Buna Efes Antik Kentini örnek olarak verebiliriz.



Şurası bir gerçek ki, Şuhut’ta yaşayan birçok kişi Hisar Tepesinin eteğine sıralanmış bu taş parçalarının hangi medeniyete ait olduğunu bilmiyor. Bilmeleri içinse de herhangi bir bilgilendirici metin de yok zaten. Hisara çıkan ziyaretçilerin göz zevkine hitap etmesi ve boş boş bir kenarda durmaması amacıyla buraya konulduğu aşikâr. Fakat, kasabanın yaşlı insanları, bu taş parçalarının Roma döneminde var olmuş Syannada kentine ait olduğunu gayet iyi biliyorlar. Yeni jenerasyon ise bu taşların tarihine ister istemez çok uzak. Uzak olmalarının sebebi tabi ki de kendileri değil, bu değerleri öğretmeyen, araştırmayan okuldaki öğretmenleridir. En azından, ilkokuldaki öğrencilere burası gezdirilebilir, tarihi geçmişi anlatılabilir ve tarih bilincine yönelik bir farkındalık yaratılabilir. Bunu yapabilmek içinse de, o güzel götünü yerden kaldırabilecek bilinçli öğretmenlerimize ihtiyacımız vardır.


Şu sıralar Synnada Antik Kentine ait bir kitabenin çevirisini yapmaktayım. Kitabenin çevirisi tam olarak bitmediğinden şu an yayınlamıyorum. Şu ana kadar kitabede; Truva Şavaşı’ndan, tarihi komutanlardan ve mitolojik tanrılardan bahsedildiğini söyleyebilirim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ayşe nez.agaca dedi ki:

    Eşim şuhut lü oldugundan otuz senedir her sene şık şık şuhut a gittim.hisar yolundaki bu antik parçaları evlerin bahçelerinde bulunan antik ve kullanımda olan kuyubaslarini çeşme yalaklarini bahçe duvarlarındaki sütunları hep gözlemledim.bu buyulü ve etkileyici sineda antik kenti beni de hep etkiledi.gezi notlarınızı severek okudum.incelemerinizden dolayı sizi kutlar çalışmalarınızın devamı i dilerim.

AfyonNews.Com 2019 Afyonkarahisar | Kültür | Sanat | Folklor | Yemek | Tarih | Edebiyat | Söyleşi | Anı | Makale | Köşe Yazısı | Özel