AfyonNews

Torun Çelebiler Seyahatnamesinden bir Afyon yazısı

Bu yazı, Evliya Çelebi’nin doğumunun 400. yılı anısına hazırlanan ve tüm geliri UNICEF Türkiye Komitesi’ne bağışlanan “Torun Çelebiler Seyahatnamesi, 2011” adlı kitaptan editörlerin özel izni alınarak yayımlanmıştır.

Torun Çelebiler Seyahatnamesinden bir Afyon yazısı

Tarihi anlamak için kitapların sayfaları yeterli olmuyor bazen. Gidip görmek, oraların havasını da solumak gerekir. Örneğin, Türk insanının mücadele ruhunu hissedebilmek için Çanakkale’yi mutlaka ziyaret etmemiz gerekir. Bu düşüncelerle biz de arkadaşlarımızla Milli Mücadele’nin başladığı, Afyon’a gitmeye karar verdik.

FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi

Gideceğimiz gün çok heyecanlıydım. Sınıfta toplandık ve yola çıktık. Afyon’u kafamda canlandırmıştım. Orası uçsuz bucaksız, taşlarla dolu ve geçmişi anımsatan bir yer olmalıydı. Yolculuğumuz yaklaşık dört saat sürdü. Tahminlerimin tersine, Afyon öyle bir yer değildi. Sevimli, cana yakın insanların olduğu, dağların arasında kalmış, yol boyu nefis sucuk ve şekerlemeler satan dükkânlarıyla şirin bir yerdi.

Afyon’un lezzetlerini tattıktan sonra büyüleyici bir yer olan Dumlupınar Şehitliği’ne geçtik. Yüksek tepelerle ve ovalarla kaplı olan bu bölgede Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapılmıştı. Atatürk burada şöyle söylemişti: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir; İleri!”. Bu cümle, bir milletin kaderini belirlemişti. Milli Mücadele’ye omuz veren insanlarımız burada yatıyorlardı. Duygusal bir kişi olmadığımı düşünürdüm. Oysa, şehitlerimize dua ederken, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Bizim için canlarını feda etmiş şehitlerimiz için gözyaşı dökmemek mümkün değildi. Daha çocuk yaşta şehit olanlar vardı. Bu çocuklar, rehberimizin anlattığına göre malzeme taşırken şehit olmuşlardı.

FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi

Dağların arasından süzülerek gelen tren, beni o günlere taşıyıp götürdü. Müthiş bir savaş yaşanıyordu, her yerde yaralı insanlar vardı. Çok korkuyordum, ama ne için savaştığımı biliyordum. Görevim, ülkemi düşmanlardan korumaktı ve bunu başarmak için elimden ne gelirse her şeyi yapmaya kararlıydım. Oradaki insanlar da aynen bunu yapmışlardı. Sıra sıra dizili ak taşların altında huzur içinde yattıklarından eminim. Mezar taşlarını dolaştıktan sonra yukarıdaki heykeli gördük ve merdivenleri çıkmaya başladık. Biraz yorucu geçti. Fakat sonunda o heybetli Atatürk heykeline ulaşmayı başardık. Atatürk, elinde bir silahla mezar taşlarına bakıyordu. Adeta, o günlerde yaptığı gibi askerlerini koruyordu. Arkadaşlarımın tümü aynı duygular içindeydi.

Bu gezi benim için çok faydalı oldu. En önemlisi, çok farklı hayal ettiğim Afyon hakkında birbirinden değişik bilgiler edindim. Eğer size de tavsiyeler verecek olursam, mutlaka Afyon’un büyüleyici sucuğunu, şekerlemelerini yemelisiniz. Şehitliklere gidip bizim için canlarını feda etmiş şehitlerimize dua edebilirsiniz. Afyon dahil, Türkiye’nin her yerindeki tarihi mirasımıza sahip çıkabilirsiniz. Gördükçe, o yerlere gittikçe, bu vatanın bizim için önemini daha iyi anladım. Bizim için canlarını feda etmiş atalarımıza minnet borçluyuz. Bir Çin atasözünün de dediği gibi “atalarını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler”

Hayatı, gezerek görerek dolu dolu yaşayabilmeniz dileğimle…


AHMET GÜL – Afyon gezisinden çok etkilendiğim için bu kenti anlattım. Afyon yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

Not: Bu yazı, Evliya Çelebi’nin doğumunun 400. yılı anısına hazırlanan ve tüm geliri UNICEF Türkiye Komitesi’ne bağışlanan “Torun Çelebiler Seyahatnamesi, 2011” adlı kitaptan editörlerin özel izni alınarak yayımlanmıştır.  (gezialemi.com)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

AfyonNews.Com 2019 Afyonkarahisar | Kültür | Sanat | Folklor | Yemek | Tarih | Edebiyat | Söyleşi | Anı | Makale | Köşe Yazısı | Özel