AfyonNews

Bir kişilik tahlili: Ahmet Necdet Sezer (2000)

2000 yılında Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilen Ahmet Necdet Sezer hakkında Yeni Şafak’tan Ahmet Rıdvan’ın yazdığı köşe yazısı…

Bir kişilik tahlili: Ahmet Necdet Sezer (2000)

Ahmet RIDVAN

Yeni Şafak / 27 Nisan 2000

Geçen dönem DYP”den Afyonkarahisar Belediye başkanı olan ve “Afyon Tarih ve Kültürünü Araştırma Sempozyumları”nı başlatan Mehmet Sami Hancıoğlu; yeni cumhurbaşkanı adayı Ahmet Necdet Sezer”in sınıf arkadaşı.

Mehmet ve Sâmi isimleri sizi, isterseniz Afyon mevlevîliğine kadar ulaştırır: Sâmi”den “semâ”ya, mevlevî semâlarına ve geçen aşure haftasında anma törenleri düzenlenen Afyon”un büyük iftiharı Sultan Divânî hazretlerine kadar uzanabilirsiniz. Ayrıca bu isimden iz sürme ameliyesi, sizi başa da çıkarmayacaktır.

Yeni bir terkip: Ahmet ve Necdet

Ahmet Necdet ismine gelince!.. Kuşkusuz Ahmet göbek adı da, Necdet ismi neye delâlet etmektedir? Hatırlamaya çalışırsak, yeni cumhurbaşkanı adayının babası öğretmen. Yani okumuş yazmış bir aileden geliyor. 1940”lı yıllar etrafında öğretmenlik yapan bir babanın ilk çocukluk ve gençlik zamanlarının, meşrutiyet ve mütareke yıllarına uzanacağı kuşkusuz. Dolayısıyla Necdet ismi, Afyon”da geleneğin ürettiği bir isimden ziyade, Tanzimat ve meşrutiyet kültürünün okumuş-yazmış sınıflara armağan ettiği göstergelerden biri olmalı. Recaî-zade”den, “Zavallı Necdet”ten, Raif Necdet”den, Necdet Rüştü Efe”den sürüp gelen bir tesirler silsilesi ile yüz yüzeyiz.

Yani burada Afyonkarahisar”ın suyundan, toprağından, Hıdırlık”tan, Gedik Ahmet Paşa”dan, Kadın Analar”dan, Dede İni”nden akıp duran gelenek çeşmeleri ile, modern geleneğin ürettiği yeni bir terkiple karşı karşıyayız demektir. Afyon insanında ben, genellikle böyle derin bir terkibi farkettim. Kendi yerel şartlarında alabildiğine muhafazakâr, mevlevî-meşrep ve hoşgörülü!.. Dış, bürokratik şartlarda da, ya alabildiğine yüksek dengeli terkip, ya da ikiye bölünmüş bir kişilik!.. İçi muhafazakâr, dışı her şart altında ihtiyatlı bir tutum.

Eğer yeni cumhurbaşkanı adayı toprağından, ailesinden, Afyon Lisesi”nde okuduğu hocalarından ve mahallesinden irsiyetine sinen yüksek değerlerle, çağdaş modern kazanımları gerçek bir terkibe dönüşmüş biçimde vâzedebilirse, bu sonuç Türkiye açısından hakikaten büyük bir kazanç olur. Millet olarak aradığımız ve ihtiyacını duyduğumuz bir terkip olur bu.

Durduğu yer neresi?

Bunun anlamı şudur: Türkiye”de cumhurbaşkanları devletin başı olmakla, milletin sorumluluğunu taşıma bilinci arasında kendilerine sağlıklı bir yer ve istikamet tayin edemiyorlar. Farkına varmadan ekstrem rollere bürünüyorlar. Meselâ Özal!.. Demirel”in ilk yılları böyleydi. Siyasetten gelen toplumsal sorumluluk şuuru, bu iki lider zamanında, cumhurbaşkanlığı makamının imajını bütünüyle değiştirdi. Halbuki daha önceleri cumhurbaşkanları, halktan kaçan ve kendi toplumundan uzak durmayı yüksek bir seçciye gibi algılayan sınıflarca temsil olunuyordu.

Sayın Sezer”in, sahip olduğu yetkilerin devrinden ziyade; onların yargıya açık tutulması biçimindeki talebi, bu bakımdan bize son derece mânidar geldi. Buradan ifade edelim ki; yüksek bir güven, açıklık ihtiyacı ve taahhüdü okunuyor. Ben kendime güveniyorum, herşeyim açık olacak!.. Ama siz de açık olmak, her şart altında vâzih kalmak durumunda değil misiniz, diyen bir ilkeli vicdan!..

Şu söyleyeceklerim erken bir hissiyat belki de: Bu adamı toplu halde destekleyen liderler ve hükümet!.. Bu denetleme saplantılarına hazır mısınız? Özelleştirmeden, yasa dışı ihalelerden yüksek pay peşinde koşan tekeller!.. Önünüzün tıkanabileceğini akla getiriyor musunuz?

Acaba böyle giderse ta Özal”dan başlayan, Demirel”le devam eden, Çiller ve Yılmaz”ın birbirini aratmayan lâubalî ihale anlayışlarının bir sonu gelir mi? Savunma sanayiinin harcamaları denetim altına alınabilir mi? Yani Türkiye ahlâki bir rönesansa erer mi? Atıl duran Yüksek Denetleme Kurulu, toplumun beklediği biçimde fonksiyonlarını yerine getirir mi? Ya da tam aksine, Türkiye”nin açılım ve atılım potansiyeline karşı bu denetim duygusu, bir ket vurmaya kadar uzanır mı?

Onuncu cumhurbaşkanının konumu

Ama Necdet Sezer”in okul arkadaşı Rasim Hancıoğlu”nun söyledikleri son derece mühim:

“Haksızlığa tahammülü olmayan ve küçük yaşlarda bile her türlü haksızlığa, adaletsizliğe karşı çıkan bir kişilik!. Haklı olduğu konularda öğretmenleriyle bile tartışmaktan çekinmeyen.. Karakterli ve şahsiyetli birisi!.. Son derece düzgün bir aile hayatı.. Ailesine ve çocuklarına son derece bağlı.. Uğraştığı meseleleri halletmeden huzura ermeyen bir mesâî disiplini!..”

Bunlar kuşkusuz güzel vasıflar ve Afyon”un atmosferinden ve aileden irsiyete intikal eden yüksek tutumlar.

Ahmet Necdet Sezer”in adaylığı kesin sonuca ulaşır mı bilemem. Fakat o şimdi kabuğunu çatlatmak üzere olan yüksek bir potansiyel şeklinde duruyor karşımızda. Tarihin, toplumun ve geleceğin Büyük Türkiyesi”nin sorumluluğu; Onuncu cumhurbaşkanı adayının omuzlarına şimdiden binmek üzere.

Kaynak link: https://www.yenisafak.com/yazarlar/ahmetridvan/bir-kiilik-tahlili-ahmet-necdet-sezer-49308 (Erişim: 23 Şubat 2019)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

AfyonNews.Com 2019 Afyonkarahisar | Kültür | Sanat | Folklor | Yemek | Tarih | Edebiyat | Söyleşi | Anı | Makale | Köşe Yazısı | Özel