Hattat Ahmed Şemseddin Karahisari

Orada’da Şemseddin Ahmed Çelebi başlığı altında ele alınmış ve sadece Karahisar’lıdır denilmekle yetinilmişti. Devamında da; “Karahisar’lı Cemal hulefâsından olup, hattat Esedullah Kirmani şakirdidir(öğrencisi). Şeyh Hamdullah muasırı olup, 1529-30’da vefat eyledi. Sütlüce mezarlığında medfundur. Mezarındaki hat kendisinin olup, tarihini şakirdi Hasan koymuştur” diye yazılmıştır. (3)

Murat TOSUN

www.alucra.com

Hattat Ahmed Şemseddin KARAHİSARİ (Şemseddin Ahmed Çelebi):

Hasan Tahsin OKUTAN, Şebinkarahisar kitabının 130 sayfasında Hattat Ahmet KARAHİSARİ adında bir zatın yazı işlerinde büyük ün kazanmış olduğu; Kufi, Talik, Sülüs ve benzeri yazılar ve levhalarla İstanbul camilerini ve medreselerini ve daha çok binaları süslemiş oluğu görülmüştür. Zamanında kendi gibi daha birçok talebe yetiştirmiş bulunan bu zatın Ayasofya, Süleymaniye ve Fatih camilerindeki güzel yazıları havi eserleri, zamanımıza kadar gelmiş birer yadigârlarıdır.

Merhum Hasan Tahsin OKUTAN’ın kitabını okuyunca Karahisari hakkında araştırma yapmaya karar verdim. Buna göre;

Karahisari, Esedullâh-i Kirmani ve Yahya Sûfi’den ders almış Fatih devrinde İran’dan İstanbu’a gelmiştir. Karahisari, Yâkut tarzının Osmanlı diyarındaki temsilcisi olmuş, Yâkut-ı Rum diye anılmıştır. Karahisari, Kanunu Sultan Süleyman için 62×41 cm ebadında Kur’an-ı Kerim yazmıştır. Süleymaniye Camii’nin kubbe yazılarını yazarken vefat edince yarım kalan kısmı öğrencisi Hasan Çelebi(ö.1594) tarafından tamamlanmıştır. Talebesi Hasan Çelebi daha sonra Edirne Selimiye camiinde de yazı yazmıştır. Talebelerinden bir diğeri olan Derviş Mehmed (ö.1592) Büyükçekmece Köprüsünün kitabe yazılarını yazmıştır. Tophane Kılıç Ali Paşa Camii’nin yazılarını yazan Yusuf Demircikulu (ö.1611) Karahisari tarzının son temsilcisidir.

Ayrıca incelediğim bu ilk eserlerde Karahisari için 1469 yılında Afyonkarahisar şehrinde doğduğu tahmin edilmektedir diye yazmaktadır.(1)

Özellikle Afyonkarahisar şehrinde doğduğu tahmin edilmektedir, cümlesi benim dikkatimi çekti, bunun üzerine gitmeye karar verdim. Ve bir başka kaynak inceledim. Bunda da Karahisari için ölüm tarihi olarak 1563 tarihi verilmişti ve devamında da; “hayatı hakkında pek az bilgi vardır. İmzasından onun Afyon’lu (Afyonkarahisar) olduğu anlaşılıyor. Hat (yazı) dersini Esedullah Kirmani’den görmüştür. Arapça, Farsça öğrenmiştir. Karahisari’nin En’am ve Kur’an-ı Kerimi vardır. Bundan başka Süleymaniye ve Piyalepaşa camiindeki yazıları, Mimar Sinan sebili ve mezarı kitabesi ile kendi mezar taşı onun yazılarıdır. Süleymaniye Camiinin kubbesine yazdığı yazı onun şaheseridir” denilmektedir.(2)

Bu yazıda da imzasından Afyonkarahisar’lı olduğu tahmin edilmektedir, denilmekteydi. Karahisari hakkında nedense hep tahminler belirleyici olmaktadır. Bu da beni tatmin etmedi başka kaynaklar aramaya başladım. Sicill-i Osmani’yi inceledim.

Orada’da Şemseddin Ahmed Çelebi başlığı altında ele alınmış ve sadece Karahisar’lıdır denilmekle yetinilmişti. Devamında da; “Karahisar’lı Cemal hulefâsından olup, hattat Esedullah Kirmani şakirdidir(öğrencisi). Şeyh Hamdullah muasırı olup, 1529-30’da vefat eyledi. Sütlüce mezarlığında medfundur. Mezarındaki hat kendisinin olup, tarihini şakirdi Hasan koymuştur” diye yazılmıştır. (3)

Bu bilgilerde Karahisari’yi çözümlemeye yeterli değildi, üstelik bilgilerdeki farklılıklar konuyu daha da karıştırmıştı. Birde Şemseddin Sami’nin Kamus’ul Alam’ına bakmak gereği duydum.

 

(Yazının Osmanlıcasını temin ettiğim Şaban TAŞTAN’a teşekkür ederim)

Karahisari Mevlana Şemseddin, (Ahmed) azim hattatından: olub, Sufi Yahya’dan ve Esedullah Kirmani’den temessük (tahsil etmek) itmiş ve nasude (durup dinlenmeden) ve müsenna (iki şeye delalet eden) tabir olunan hatt-ı celide bimanend (eşsiz) bulunmuşdur. Sultan Bayezid Han Sani devrine yetişmiş olduğu mervi olub, 963 (1555-56) tarihinde vefat itmiştir. Süleymaniye Camii Şerifinin tak kebirinde (büyük kubbe) ve Piyale Paşa Camii Şerifiyle Mimar Sinan’ın merkad (mezar, yatacak yer) ve sebilinde hatları vardır. Südlüce’de Cafer Abâd Tekyesi önünde vakı kendi merkadi taşındaki hat dahi kendisinindir. Ayasofya kütüphanesinde yazısıyla nefis bir en’am-ı şerifi mevcuddur. Kölesi ve şakirdi olan Hasin Çelebiden başka kendisini taklid idebilen yokdur. Şairin biri demişdir ki: “Yazının Karahisari’dir ağardan yüzünü”(4)



Ahmed Karahisari’nin hattıyla müselsel besmele ve satrançlı küfi yazısı örneği

Şimdi elimizdeki bilgilerimizi analiz etmeye başlayalım bakalım karşımıza nasıl bir sonuç çıkacak.

Belirleyici unsurlar:

1-Yakût-i Rum: Yakût, bir yazı sitili olup, Rum ise onun Rum diyarından olduğuna delalet etmektedir.

Osmanlı Devleti’nde taşra teşkilatında idarî yapılanmada ilk olarak I. Murat devrinde 1362 yılında Rumeli Beylerbeyliği kuruldu.

Yıldırım Bayezid 1393 yılında Anadolu Beylerbeyliği’ni kurdu. Daha sonra 1413 yılında Amasya merkez olmak üzere Rum Beylerbeyliği kuruldu. Rum Beylerbeyliği’nin merkezi ilk devirlerde Amasya sonra Tokat daha sonra da Sivas olduğu görülmektedir.

Bu arada XV. yüzyılda fethedilen Canik, Çorum ve Kara hisar-ı Şarkî havalisinin Rum Eyaleti’ne katılmasıyla daha sonra “Vilayet-i Rum-ı Kadim” olarak anılacak Rum eyaleti’nin birinci bölümü teşekkül etmiştir.

Trabzon, Malatya, Kemah, Bayburt, Gerger ve Divriği bölgelerinin eyalete katılmasıyla eyaletin “Vilayet-i Rum-ı Hadis“ bölümü teşekkül etti.(5)

Bu bilgilere göre Ahmed Şemseddin Karahisari’nin mahlasındaki tanımlamada kullanılan Rum, Acem kaynaklarına göre bakıldığında Anadolu’nun bütünü için söylenmiş olabilirken, Anadolu kaynaklarında söylenince Şarki Karahisar-ı içine alan bir coğrafyadan olduğunu tanımlamak için kullanılmış olmasını aklımıza getirmektedir.

2-Afyon Karahisar’da doğduğu veya olduğu tahminlerine gelince; burada yine Sicill-i Osmani’den yararlanmak gerekmektedir.

Buradaki bilgileri incelediğimizde üç farklı tanımlama karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Afyonkarahisar’ın Osmanlı’daki ismi olan Karahisari Sahib’le tanımlananlar, Karahisar-i Şarki’li olarak tanımlananlar ve birde ortada olanlar yani sadece Karahisar’lı denilenler.

*Veliyeddin Efendi, Karahisar-i Şarki’lidir. Yusuf Efendinin oğlu olup, mektep halifesi, imamı ve nihayet Şehzade Camii vaizi oldu. 1651’de vefat etti. Karacaahmed’de medfundur. Fâzıl ve Halveti tarikatına mensup, ermiş sayılanlardan bir azizdi. Camii hareminde medfundur. Anadolu Şeyhlerinin umdesi olup, zâhid, abid, ve ekseriya oruçluydu. Yerine büyük oğlu Celaleddin Efendi Şeyh olup, vefatında ikinci oğlu Abdülhalim Efendi şeyh oldu.

*Sakıb Süleyman Efendi, Karahisar’lıdır. 1819-20’de İstanbul’a göçerek Keçecizade İzzet Molla ve yeğeni Halim Molla’ya tezkireci oldu.1851’de arzuhalci sonra ihtisab kâtibi oldu. Şairdir. 1859’da vefat etti.

*Süleyman Efendi, Karahisar’lıdır. Kasım Envari mürüdü olup, Bursa’da çatalfırın Tekkesi Şeyhi olmuştur. 1706’da vefat etmiştir.

*Yusuf Efendi, Karahisar-i Şarki’lidir. Selatin Camilerinde vaiz olmuştu. 1730 vefat edip, Topkapı’ya defnedildi.

*Abdi efendi, Karahisar-i Şarki’lidir. Vezirlere divan kâtibi sonra Bosna tahrirat kâtibi ve sonra taşra kaymakamı ve mutasarrıfı olup, mansıpları devrederek 1877’den sonra vefat etti. Şair ve hicve düşkündü.

*Neziri Mehmed Efendi (Seyyid), Karahisar’i Şarki’li İbrahim Efendi’nin oğludur. Müderris, Molla, Mekke payesi oldu. 1879’dan sonra vefat etti.

*Niyazi Mehmed Efendi, Karahisar-i Şarki’lidir. 1832-33’de İstanbul’a gelip, Mazlum Paşa’ya katip oldu. 1852’de Mısır’a gitti. Sultan Abdülmecid devri (1839-1861) şairlerindendi.

*Osman Efendi, Karahisar’lıdır. Müderris, 1789-99’da havas-ı refia kadısı oldu. 1804’de vefat edip, Eyüp’e defnedildi.

*Ramazan Efendi, Karahisar’lıdır. Halveti Muhyiddin Efendinin müridi olup, Bezzayistan Kethüdası Hoca Hüsrev, buna Bezirgan Camii ve Tekkesini yaptırmıştır. 1616’da vefat etti.

*Ahmed Efendi, Karahisar-i Sahib’lidir. Müderris olup, 1579’da vefat etmiştir. Abiddi. Bir defa bindiği gemi batınca bir taşa çıkıp orada 10 gün kadar bir kalembek tespih tanesiyle geçinmiş ve sonra bir gemi geçip bunu almıştır.

*Ziyâeddin Yusuf Efendi, Karahisari Ali Efendi oğludur. 1846’da İstanbul’a geldi. 1850’de Mekteb-i Maarif-i Adliye Farsçı hocası oldu. Sultan Abdülmecid devri (1839-1861) sonlarında vefat eyledi. Şairdir.

*Mustafa Efendi, karahisarlı’dır. Müderris olup, 1715’de vefat etti.

Görüldüğü gibi farklı tanımlamalar var ve Ahmed Şemseddin Karahisari’de de aynı durum söz konusudur. Ancak sırada zihninizi açacak bir örnek daha var.

*Ahmed Paşa, Seyyidi hasan Niksari’nin oğludur. Maliye hizmetlerinde ve defterdarlıklarda bulundu. 1592-93’de Mısır defterdarı oldu. 1594-95’de Tunus Beylerbeyi olup, 1596-97’de azledildi. Sonra iki defa Kıbrıs Beylerbeyi olup 1601-02’de orada şehit oldu.

Bence düğümü çözebilecek örnek de budur. Ahmed Paşa kimdir biliyor musunuz? Şarki Karahisar’lı Sadrazam Seyyid Hasan Paşa’nın oğludur. Sadrazam Seyyid Hasan Paşa’yı daha önce bir yazımda tanıtmıştım. Niksari dediği aslında İskefser bugünkü Reşadiye olmaktadır. Ancak o zamanlarda Şarki Karahisar Sancağına bağlı bir yerdi. Ezcümle Niksari’yi, Karahisari olarak da okuyabiliriz. Bu durumda buradaki Karahisar’da Şarki Karahisar olmaktadır.

Bir diğer husus da Fatih devrinde yaşamış Karahisari olarak bilinen âlim ve şair Abdürrâhim ile karıştırılmış olabileceğidir. Yeni Rehber Ansiklopedisinde verilen bilgiye göre aslen Mısırlı olan ve Karahisar-i Sahib de (Afyonkarahisar) doğan Karahisari Abdurrâhim Kasımpaşa Cami bitişiğindeki türbede medfundur. 1436’da Beypazarı’nda Akşemseddin Hazretlerine talebe oldu. 1453 yılında hocasıyla birlikte İstanbul’un fethine katıldı. Daha sonra Afyonkarahisar’a dönerek vakıf kurdu, ilmi çalışmalarına devam etti. Eserleri Münyet-ül Ebrâr ve Gunyet-ül-Ahyâr, Tercüme-i Kaside-i Bürde, Vahdetnâme, Risale fi Eşrât-is-sâat, Işknâme’dir. İşte Hattat Ahmet Şemsettin Karahisari’nin, Karahisari olarak bilinen ve Karahisar’da doğan bu âlim ve şairle karıştırılmış olması da mümkündür.

Tüm bu bilgilerden sonra sizce Ahmed Şemseddin Karahisari, hangi Karahisar’dan olmaktadır. Her şey bir yana Afyon Karahisar’lılar Hattat Ahmed Şemseddin Karahisari’yi kendilerinden bilmişler adını yaşatabilmek için her yere ismini vermişlerdir. Bizim elimizde daha güçlü nedenler varken bu güne kadar biz sahip çıkamamışız. Şebinkarahisar’da yapılan yeni AVM’ye onun adını verseniz hiç de fena olmaz. Ne dersiniz. Saygılarımla,

Murat TOSUN

http://www.alucra.com

muratdursuntosun@hotmail.com

Yararlanılan kaynaklar:

1-Prof.Dr.Muhittin SERİN, Hat Sanatı Ve Meşhur Hattatlar, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatı Öğretim Üyesi, Kubbealtı Akademisi Kültür Ve Sanat Vakfı, İstanbul 1999

2-M.Çağatay ULUÇAY, Tarih Ansiklopedisi, İstanbul 1967

3-Sicili Osmani (Osmanlı Ünlüleri) Eski Yazıdan Yeni Yazıya Çeviren Mehmet SÜREYYA, Kültür Bakanlığı Ve Tarih Vakfı’nın ortak yayını Cilt 2, Tarih Vakfı Yurt Yayınları 30, İSTANBUL, 1996

4-Şemseddin Sami, Kamus-ul Alam (Osmanlıca)

5-http://www.kemahtarihi.com/?Syf=18&Hbr=268888&/V%C4%B0LAYET-%C4%B0-RUM-%C4%B0-KEMAH

Kaynak link: https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/01/19/hattat-ahmed-semseddin-karahisari/ (Erişim:23.02.2019)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir