AfyonNews

Havası, suyu ve tarihi ile Afyon turu

İkinci gün, otelden ayrılarak ufak çaplı şehir turu yaptık. Tarihi bilgileri okuyup, bol bol fotoğraf çektim. İlk durağımız, Mevlevi (Türbe) Camii oldu. Hem müzesi, hem kale manzarası ile çok güzeldi. …
Eren GEDİK’in gezi yazısı…

Havası, suyu ve tarihi ile Afyon turu

Eren GEDİK / Gezi yazısı

İki sene önce Kapadokya gezisi dönüşünde uğramıştık Afyon’a. Babamın arkadaşı ve eşiyle Akarçay’ın kıyısında oturduğumuz güzel bir yaz akşamı geçirmiştik. Üzerine bir de termal suyun keyfi eklenince bir sonraki gelişimizin sözünü almıştım.

Öğrencilik, yurtdışı, çalışma derken kısmet bugünlereymiş.

Cuma sabahı baba kız evden çıktık. Yaklaşık 45 dakika süren İstanbulumsu İzmir trafiği sonrasında yolculuğumuz tam anlamıyla başlamış oldu. Yolculuk yaparken müziksiz olur mu? Olmaz dedim ve Spotify listemden ardı ardına parçalar açtım. Kuşkusuz Gaye Su Akyol’un “Hologram İmparatorluğu” albümü yolculuğun favorisi haline geldi.

Rahat ve eğlenceli birkaç saatin ardından öğlen otele giriş yaptık. (Otelle ilgili detaylı görüşlerimi ayrıca yazacağım.) Babamın gitmesi gerekiyordu. Akşam yemeğine kadar termal su ve kitap keyfi yaptım. Odaya geldiğimde ise tatlı bir yorgunluk beni bekliyordu. Erkenden uyuyakaldım…

İkinci gün, otelden ayrılarak ufak çaplı şehir turu yaptık. Tarihi bilgileri okuyup, bol bol fotoğraf çektim. İlk durağımız, Mevlevi (Türbe) Camii oldu. Hem müzesi, hem kale manzarası ile çok güzeldi.

Camii ile ilgili bilgilerde ise şunlar yer alıyor:

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ERN_2892-678x1024.jpg

“Zaviye Mahallesi’nde Türbe Yokuşu Sokağı’ndadır. Halk arasında “Türbe” ve “Mevlevî Camisi” adlarıyla da anılmaktadır. Binanın yıkılmasından sonra, 1844’te Abdülmecit tarafından yeniden yaptırılmıştır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevîhane, 1905’te II.Abdülhamit’in emriyle ondörtbin altın harcanarak büyük bir onarım daha geçirmiştir. Afyon Mevlevîhanesi’nin diğer Mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri vardı. Mevlevîlik töresinde Konya’dan sonra ikinci sırayı alır. Semahane, mutbah ve öbür bölümleriyle birlikte esasen büyük bir mevlevîhanedir. Kesme taştan yapılan binanın kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevî külâhı yer alır. Tek şerefeli minaresi batıdadır. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevîhane’nin doğusunda bulunan “Şeyh evi” yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutbahın bir bölümünde çilehane yer alır.

Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevî şeyhlerine ait on iki ahşap sanduka bulunmaktadır. Mevlâna’nın torunlarından Âbâ Pûş-i Veli, Sultan Dîvanî (Mehmet Semâi Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevî büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır. Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı, son olarak Mimar Arif Turunç onartmıştır.”

Ardından merkezi dolaşmaya devam ettik. Kısa zaman önce yeniden restore edilen ve içerisinde esnafların yer aldığı “Bedesten Çarşısı” ise adeta küçük bir “Kızlarağası Hanı” havası verdi. Şimdilerde azalan manifaturacıların dükkanları da oldukça ilgimi çekti. Arabaya dönmeden önce yakında bulunan Mevlevi Konağı’nı görme fırsatımız oldu. İçerisinde eski eşyalar, kıyafetler, kullanılan araç-gereçler, fotoğraflar yer alıyordu. Duvara Mevlana’nın yedi öğüdü asılmıştı. Buram buram yaşanmışlık kokuyordu o bina.

Gönül Afyon Kalesi’ne de çıkmayı isterdi ama bir yere kadar arabayla sonrasında yürüyerek devam etmek gerekiyormuş. Belki yeniden daha geniş zamanda denenebilir. 

İzmir’e dönerken Dumlupınar Şehitliği’ne uğramayı ihmal etmedik. Hafiften yağmur çiseliyordu, gri bulutlar hakimdi. Onunda etkisi olsa gerek ürperdiğimi hissettim. Yirmili, otuzlu yaşlarında şehit olmuş askerlerimizi düşündüm. Siirtlisinden Sinoplusuna, Ispartalısından Edirnelisine hepsi bu vatan için canını vermişti.

“Ruhunuz Şad Olsun!”

Kaynak link: http://www.s-erengedik.com/havasi-suyu-ve-tarihi-ile-afyon-turu.html (Erişim:26.02.2019)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
AfyonNews.Com 2019 Afyonkarahisar | Kültür | Sanat | Folklor | Yemek | Tarih | Edebiyat | Söyleşi | Anı | Makale | Köşe Yazısı | Özel