Afyonlu Osmanlı Subayı, Yüzbaşı Mesrobyan’ın hikâyesi

Yüzbaşı Mesrobyan’ın hikâyesini, kendisi de mimar olan torunu Caroline Mesrobian Hikman ile yapılan bir röportaja ve ayrıca ABD’de yayımlanan sanat ve mimarlıkla ilgili yayınlardan faydalanarak derledik.

Bu yazı Agos Gazetesi internet sayfasından özetlenerek alınmıştır.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Uluslararası Nükleer Güvenlik Zirvesi için gittiği ABD’de kaldığı otel ise, bir başka Ermeni yüzbaşıyı, mimar Mihran Mesrobyan’ı gündeme getirdi. Erdoğan’ın kaldığı Carlton Oteli bugüne kadar yüzlerce devlet adamını ağırladı.

Ermeni tehcirinden önce ailesiyle birlikte Afyonkarahisar’da yaşayan ve Afyonkarahisarlı olan Osmanlı Subayı Yüzbaşı Mesrobyan’ın hikâyesini, kendisi de mimar olan torunu Caroline Mesrobian Hikman ile yapılan bir röportaja ve ayrıca ABD’de yayımlanan sanat ve mimarlıkla ilgili yayınlardan faydalanarak derledik.

1914 sayımlarına göre Afyonkarahisar’da 6.500 Ermeni yaşıyordu. Şehirde, Surp Asdvadzadzin ve Surp Toros adlı iki Ermeni kilisesi bulunuyordu. 200 öğrencinin eğitim gördüğü dört özel ilkokul yanında Yüzbaşı Mesrobyan’ın da eğitim gördüğü 350 erkek, 220 kız öğrencinin devam ettiği 6 yıllık Sahakyan Okulu vardı. Ermeniler haşhaş ihracatı yanı sıra demir, mermer ocakları işletmeciliği, yün imalatı ve ahşap eşya üretimiyle ilgileniyordu. 

Mesrobyan’ın üçü Osmanlı biri Almanya’dan olmak üzere aldığı madalyalar.

Mihran Mesrobyan Afyonkarahisarlı tüccar bir Ermeni ailesinin üç çocuğunun en büyüğü olarak 1889’da dünyaya geldi. Dönemin önemli eğitim kurumları arasında yer alan, Osmanlıca, Fransızca ve İngilizce eğitim veren Sahakyan Okulu’nu bitiren Mesrobyan, mimarlığa olan yeteneği nedeniyle İstanbul’daki Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (günümüzdeki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) henüz 15 yaşındayken başladı. Üstelik Sanayi-i Nefise Mektebi’ne ikinci sınıftan başladı. Mezuniyetinin ardından 1909’da İzmir’e baş mimar olarak tayin edildi. İzmir’de pek çok mimarlık projesine imza atan Mesrobyan’ın bu eserlerinin tamamı 1922’deki büyük İzmir yangınında kül oldu.

Dolmabahçe Sarayı’nın yenilenme çalışmalarına da katılan Mesrobyan’ın yaşamında 1914 yılı bir dönüm noktası oldu. İzmir’de henüz yeni evlenmişken askere çağrıldı. İstanbul Beylerbeyi Yedek Subay Okulu’ndan asteğmen olarak mezun olup yüzlerce Ermeni genci gibi Çanakkale Savaşları’na katıldı. Çanakkale cephesinden sonra, önce Doğu cephesine, daha sonra da Filistin ve Suriye cephesine gönderildi. Suriye cephesinde altı ay İngilizlere esir düştükten sonra 1919’da, savaş bittikten sonra serbest bırakıldı ve memleketine geri döndü.   

Birinci Dünya Savaşı’ndaki üstün hizmetlerinden dolayı Osmanlı ve Alman hükümetleri tarafından madalyalarla ödüllendirilen Mihran Mesrobyan, savaştan sonra memleketi Afyonkarahisar’a döndü. Afyonkarahisar’da yaşayan annesi, babası, üç erkek ve bir kız kardeşiyle diğer akrabaları tehcire gönderilmişti.

Ağustos 1921’de karısı ve iki oğluyla birlikte ABD’ye göç eden Mesrobyan, başkent Washington’a yerleşti. Washington’da dönemin ünlü müteahhitlerinden Henry Wardman’ın önde gelen mimarlarından biri olan Mesrobyan, Hotel Carlton, Hotel Hay-Adams ve Wordman Kulesi gibi pek çok önemli binanın tasarımcısı oldu. Mesrobyan’ın tasarladığı yapılar Waşington’ın sembolü haline gelirken, kendisi aynı zamanda Fransız kaynaklı ‘Art Deco’ mimarlık akımının  önemli temsilcilerinden biri olarak sanat ve mimarlık tarihindeki yerini aldı.

Mihran Mesrobyan 1975’te ABD’de hayata gözlerini yumdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir