Bir şehri marka yapmak…

Doç. Dr. Şuayip Özdemir ve Yard Doç Dr Yusuf Karaca’nın yaptıkları “Kent markası ve Marka İmajının ölçümü Afyonkarahisar kenti İmajı üzerine bir araştırma” aslında tüm şehirler için yapılması gereken bir çalışmadır.
Ünal ÖRNEK’in makalesi…

Ünal ÖRNEK / Milliyet Blog’dan

Günümüzde değişen ekonomik ve sosyal koşullar şehirler arasındaki rekabeti artırmış, hatta dünya ölçeğine taşımıştır. Bir zamanlar köylerden şehirlere olan göç şimdi şehirler arasında yaşanmaya başlamıştır. İnsanlar daha iyi şartlara sahip olan, yaşanabilir gördükleri şehirlere hatta ülkelere göçmeye ve gezmeye gitmeye başlamışlardır. Yaşanan göçler şehrin ticaret ve sosyal yaşamında yarattığı kayıpları yanında özel yatırımlar ile kamu kurum ve kuruluşların bu şehirlerden ayrılması sorunu daha da derinleştirmiştir. Bu kayıplar şehrin geleceği için tehlike olmaya ve tedbirler alınması zorunlu hale gelmeye başlamıştır. Artan nüfusun istihdam sorunları, ticaret hayatındaki çöküş, yeni yatırımların yapılamaması şehrin yöneticileri ve zarar gören insanlarını kötü gidişi durdurmak için çare arar duruma düşmüşlerdir.

Bu sorunlar karşısında çözüm yaratmak için şehrin tanıtımı çalışmaları daha da önem kazanmaya başlamıştır. Bir zamanlar içine kapanık, gözden uzak, tanınmamayı yeğleyen düşünür ve ticaret insanları saklandıkları kovuktan çıkmaya kaybeden şehrin bir bireyi olmak yerine bir şeyler yapmanın gerekliliğine inanmaya başlamışlardır. Şehri bir marka haline getirmenin ulusal ve uluslararası ölçekte tanınmış yapmanın ve cazibe merkezi haline getirmenin yöntemlerini tartışmaya koyulmuşlardır.

Her geçen gün şehirleşen dünyamızda şehirleri cazibe merkezi yapan en önemli unsurlar o şehrin yaşayanlara ve ziyarete gelenlere sunduğu sağlık, eğlence, eğitim, kültür ve sanat etkinlikleri, ticaret fırsatları, iş sahaları, ulaşım kolaylıkları ve daha birçok ekonomik ve sosyal avantajlardır. Ama herşeyin de üstünde şehri marka haline getirecek değerlerdir. Bu değerler bütünü içinde marka olacak bir şehir yaratmak o şehri düşünen her yaştan birey için bir görev haline gelmiştir. Tabii herkesin kendi ölçeğinde yapacakları birşeyler vardır.

Bir şehrin marka olması ve marka imajını geliştirmesi günümüzde sadece o şehrin insanları kadar bilim çevrelerinin de üzerinde düşündüğü konular arasındadır. Çünkü bu şehirlerin kaybı ayni zamanda ülke içinde de sorunlar yaratmakta, bir yanda yapılan yatırımlar adeta boşa giderken, diğer tarafta yine yatırımlar yapılması gündeme gelmektedir. Bir ölçüde kaynak israfı yaşanmaktadır. Bilim insanları da konularda araştırmalar yapmakta, mevcut durumu ortaya koyarken öneriler de geliştirmektedirler. Bu araştırmalarda şehrin artıları ve eksileri ortaya konulmakta ve öneriler getirilmekte, yöntemler ortaya konulmaktadır.

Bu konuda yapılan örnek çalışmalardan biri Afyonkarahisar ile ilgilidir. Doç. Dr. Şuayip Özdemir ve Yard Doç Dr Yusuf Karaca’nın yaptıkları “Kent markası ve Marka İmajının ölçümü Afyonkarahisar kenti İmajı üzerine bir araştırma” aslında tüm şehirler için yapılması gereken bir çalışmadır. Özellikle kayıplar yaşayan ve bu gidişi tersine çevirmeye çalışan şehirler için örnek alınarak yapılması gerekli araştırmadır.

Biliyorum ki kendini bile tanıtmaktan aciz ve gerçekleri görmekten kaçan bireylerin böylesi bir çalışma karşısında canım bizim böyle şeylere ihtiyacımız yok. Bizim ürettiğimiz ürünler, bizim yaptığımız eserler, sahip olduğumuz kültür ve sanat varlıklarını zaten herkes görüyor biliyor. Bizim böyle şeylere ihtiyacımız yok zaten böylesi kişilerde kendilerine iş yaratmak için bu tür konuları ortaya atıyorlar diyebilirler. Kısacası bu tür araştırmalara ihtiyaç duymazlar.

Gerçekte kendi görüşünden başka görüşe değer vermeyen bilime ve farklı düşüncelere kapalı dünyadaki tüm geri kalmış yörelerin eğilimi bu yöndedir. Kaybeden şehirde ayakta durmaya çalışanlar statükoyu koruma ve değişime genelde kapalıdırlar. Şehrin marka olmasının önündeki her türlü görüş ve düşünceden uzak durmamız gereklidir. Bilim adamlarımız ve düşünürlerimiz başta olmak üzere basın yayın mensupları, sanat ve kültür adamları ile tüm bireylerin çalışmaları dikkate alınmalı ve desteklenmelidir.

Şehirler insanlara pazarlanan ürünler gibidir. Bu üründen faydalanan insanların memnuniyeti esastır. Şehir tüm maddi ve manevi değerleri, yaşamış ve yaşayan değerli insanlarıyla pazarlama için marka değeri taşıyan bir üründür. Müşteri olarak kabul edilen insanların şehirden sağlayacakları faydayı en yüksek düzeye çıkarmakta şehrin yöneticilerinin görevleri arasındadır.

Tabii ki şehrin insanlarının şehirden beklentisinin yüksek olması şehri ileriye götürmek için önemli bir göstergedir. Beklentilerini geliştirmeyen toplumların gelişmesi ve daha iyiye ulaşması mümkün değildir. Bunu bir tüketim çılgınlığı olarak görmeden toplumdaki refah artışı talebi şeklinde değerlendirmek gereklidir. Dünyadaki ve ülkemizdeki şehirleri marka haline getiren özellikler şehrin kalkınmasında en önemli paya sahip değerlerdir. Marka haline gelen şehirlerde yaşamak gerek yaşayanlar gerekse gezginler için büyük bir haz kaynağıdır. Şehrin bireylerin hayatına renk katan ve cazibe yaratan avantajları marka olmanın en büyük gücünü oluşturur. Şehri yılların ötesine taşıyacakta şehrin bu güçlü marka imajıdır. O nedenle her şehir bir marka olmaya çalışmalıdır.

Kaynak link: http://blog.milliyet.com.tr/bir-sehri-marka-yapmak/Blog/?BlogNo=473163 (Erişim:07.03.2019)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir